Kategoriler
Savunma Dilekçesi

Cinsel İstismar Savunma Dilekçesi

Cinsel İstismar Savunma Dilekçesi

XXXXXXXX CEZA MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO: XXXXE.   

SAVUNMA SUNAN

(SANIK):
VEKİLİ:
SUÇ: Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarına Teşebbüs , Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

KONUSU: Savunmalarımızın sunulması ile söz konusu isnat edilen suçtan Müvekkilin öncelikle tahliyesi ve yargılama sonucu Beraatine  karar verilmesi talebi hakkındadır.

AÇIKLAMALAR: 

İsnat edilen suçlamaları hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. İddianamede müvekkil sanığa isnat edilen suçlar işlenmemiştir Şöyle ki;

  1. Müvekkil XXXXX ile Mağdur YYYYYYYY arasında duygusal bir ilişki mevcuttur. Mağdur YYYYYYYY,…..2017 günü hem de daha öncesinde kendi ailesinden baskı ve şiddet gördüğünü, evde huzurunun olmadığını defalarca beyan etmiştir. Yine bunları kendi ifadelerinde de belirttiği arkadaşı  ZZZZZZZZZZ’ın yanında da söylemiştir. ………….2017 günü Mağdur YYYYYYYYYYYYYY KENDİ İSTEĞİ VE ARZUSU İLE EVDE YAŞAMIŞ OLDUĞU SIKINTILARDAN DOLAYI KAÇMIŞTIR. Müvekkil ile buluştuğunda müvekkil evden kaçtığını mağdurdan öğrenmiştir. Kesinlikle planlı bir kaçış değildir, zaten ifadelerde de yer aldığı gibi üzerlerinde para dahi olmadığı için telefon satarak ev kiralayabilmişlerdir. Müvekkil Mağduru eve dönmesi için ikna etmeye çalışmış ancak başaramamıştır. Bu konuda arkadaşları ZZZZZZZZZZZZZ’ı tanık olarak dinleteceğiz, bu duruma kendisi bizzat tanıklık etmiştir. Müvekkil henüz 18 yaşına girmiştir, Yaşı itibariyle mağdur ile yaşadığı gönül ilişkisinin ve gençliğin verdiği hezeyanla hareket etmiştir. Mağduru ileride eveleneceği kişi olarak görmekte onun zarar görmesini asla istememektedir ki bu nedenle mağdurun kendi evine dönmek istememesi üzerine onu yalnız bırakamamıştır. Müvekkil ile mağdur kendi aralarında nişanda yapmıştır. Aralarında ki ilişkiyi mağdurun ablası ve yengesi ile yine müvekkilin annesi ve teyzesi bilmektedir. Mağdur evdeki baskı ve huzursuzluktan dolayı daha öncede kaçmak istemiş müvekkilin annesi ve müvekkil engellemiştir. Müvekkilin teyzesi de bu duruma tanıktır. ( Müvekkilin annesi ve teyzesini bu konuda tanık olarak dinleteceğiz.)  Müvekkilin Mağduru kaçırması, Hürriyetinden Yoksun Bırakması söz konusu değildir. Mağdurun ifadelerinden de bu durum açıkça anlaşılmaktadır.
  2. Müvekkilin ilk ifadelerinde de yer aldığı üzere, MAĞDUR kendisini 17 yaşında olarak tanıtmıştır, yine 17 yaşında olduğunu sadece müvekkilin yanında değil arkadaşlarının yanında da dile getirmiştir. Bu konuda da sayın mahkemenize tanık dinleteceğiz. Müvekkil Mağdurun 15 yaşından küçük olduğunu bu olay ile birlikte öğrenmiştir.  MÜVEKKİL XXXXXXXX MAĞDURUN YAŞI KONUSUNDA NİTELİKLİ BİR ŞEKİLDE YANILMIŞ, HATA’YA DÜŞMÜŞTÜR. MÜVEKKİL VE MAĞDUR GÖZ ALTINA ALINDIKLARINDA CİDDİ ANLAMDA KORKMUŞLARDIR VE BU KORKU NETİCESİNDE BU İŞTEN KURTULMAK VE EVLENEBİLMEK  İÇİN BU YÖNDE İFADE VERMİŞLERDİR. 

MAĞDUR YYYYYYYYY, MÜVEKKİLE  BİZİM ÇEVREMİZDE BU TÜR OLAYLAR OLUYOR, BİZ BİRLİKTE OLDUK DERSEK BABAM BİZİ EVLENDİRİR   VE YİNE  MAĞDURUN ABLASI KARAKOLDA MÜVEKKİLE ‘’ SİZ BİRLİKTE OLDUK DERSENİZ BEN SİZİN EVLENMENİZİ SAĞLARIM’’ DEMİŞTİR, O HEYECAN, KORKU VE TELAŞ İÇERİSİNDE MÜVEKKİL SIRF SEVDİĞİ KIZ ARKADAŞI İLE EVLENMEK VE AİLESİNDEN GELEBİLECEK TEHDİT VE ZARARLARDAN KORUNMAK İÇİN İYİ NİYETLE BU YÖNDE İFADE VERMİŞTİR. MÜVEKKİL VE MAĞDUR HİÇ OLMAMIŞ BİR OLAYI OLMUŞ GİBİ GÖSTERMİŞLERDİR Kİ BU KONUDA VERDİKLERİ İFADELERİN ÇELİŞKİLİ VE TUTARSIZ OLMASI VE DOKTOR MUAYENE VE RAPORLARDAN AÇIKÇA ANLAŞILMAKTADIR. MÜVEKKİL NE YAZIK Kİ ŞUAN HİÇ İŞLENMEMİŞ BİR SUÇUN CEZASINI ÇEKMEKTEDİR. 

Müvekkil ve mağdurun vermiş oldukları ifadelerden başkaca da hiç bir delil yoktur. Mağdurun üzerinde ki baskı olmasa o da gerçekleri açıkça anlatacaktır. Müvekkil ve Mağdurun Cinsel ilişkiye girdiklerine dair verdikleri çelişkili ve tutarsız ifadelerden de aslında cinsel ilişkinin hiçbir zaman olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Müvekkil ifadesinde ‘’ daha önceden 1 defa kendi ikametgahında yakınlaşma olduğunu , mağdur’un kendi rızasıyla seviştiklerini beyan etmiştir ancak mağdur ifadesinde ise kendisinin özel bölgelerini bildiğini Müvekkil XXXXXXXXXX’nın herhangi bir dokunmasının olmadığı şeklinde ifade vermiştir yine olay günü Müvekkil Burak, ‘’önden ilişkiye girdik , Cinsel organımı içine fazla sokmadım’’ diye ifade vermiştir Mağdur ise ‘’ … arka bölgesine sürttüğünü , XXXXXXXXX cinsel organının kendisinin poposuna sürttüğünü ancak içine girip girmediğini hatırlamadığını ve hissetmediğini ancak arka tarafında birazcık acı hissettiğini …’’ Yine ‘’  XXXXXXXXX ’ın ön bölgesine dokunmadığını  ve herhangi bir kanamanın olmadığını ‘’ şeklinde ifade vermiştir. Sayın mahkemenizin de takdir edeceği üzere xxxx DAHA ÖNCEDEN KENDİ İKAMETGAHINDA CİNSEL İLİŞKİYE GİRDİKLERİNİ SÖYLÜYOR MAĞDUR İSE DAHA ÖNCEDEN xxxxxx ÖZEL BÖLGELERİNE DOKUNMADIĞINI YİNE xxxxx OLAY GÜNÜ ÖNDEN CİNSEL İLİŞKİYE GİRDİK ŞEKLİNDE İFADE VERMEKTE MAĞDUR İSE ÖN BÖLGEME DOKUNMADI ARKADAN SÜRTTÜĞÜNÜ GİRİP GİRMEDİĞİNİ HATIRLAMADIĞINI SÖYLEMEKTEDİR VE DOKTOR MUAYENE VE RAPORLARDA HERHANGİ BİR SIVI, BİRLİKTELİK OLMADIĞINA DAİR BİLGİ VE RAPORLAR DOSYADA YER ALMAKTADIR. YANİ TAMAMEN EVLENMEK İÇİN VE OLAYIN KORKU , HEYECAN VE ZAMAN KISITLIĞI İÇİNDE ALELACELE KENDİ ARALARINDA KONUŞUP KURGULANANDAN BAŞKACA BİR ŞEY OLMADIĞI AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEDİR Kİ MÜVEKKİLDE DAHA SONRA VERMİŞ OLDUĞU DİLEKÇE İLE BU DURUMU SAYIN MAHKEMENİZE BİLDİRMİŞTİR. Müvekkil ile Mağdur her ikisi de ifadelerinde ilk gün aaaaaaaa evlerinde kiralanan evde ayrı odalarda kaldık demiştir. Birden fazla odası olan bir evde şayet cinsel ilişkiye girmek isteselerdi bu zamanda da yapabilirlerdi bu duruma arkadaşları zzzz tanıktır. Müvekkile isnat edilen suçun maddi unsurları kesinlikle oluşmamıştır. Ortada cinsel istismar suçu ve bu suça yönelik bir teşebbüs asla söz konusu değildir.

 

  1. Müvekkil XXXXXX, Üniversite sınavlarına hazırlanmaktadır,   tutukluluk halinden dolayı şuan için eğitimi aksamaktadır, bu durumun devam etmesi durumunda ileride telafisi mümkün olamayacak mağduriyetlere sebebiyet verileceği açıktır.  Ayrıca dosya içerisinde bulunan müvekkile ait adli sicil kaydına bakıldığında herhangi bir adli sicil veya arşiv kaydının olmadığı da görülecektir. Kaçma şüphesi ve delilleri karartma durumu söz konusu değildir, tüm deliller toplanmıştır. Tutuklama ve tutukluluğun devamı en son tercih edilecek bir tedbirdir.  Sayın Mahkemenizce tüm bu hususların dikkate alınarak hüküm tesis edilmesi ve müvekkilin tutuksuz yargılanması , hakkaniyetin temin edilmesi açısından çok önemli ve gerekli bir husustur. 
  2. Diğer bir husus ise mağdurun yaşının müvekkil tarafından daha büyük biliniyor olmasıdır. Müvekkil kollukta geçen ifadesinde ‘ gerçekte 17 yaşında olduğunu biliyordum çünkü YYYYYYYY  bana 17 yaşında olduğunu söylemişti ‘ şeklinde beyanda bulunmuştur. Yine mağdurun yakın arkadaşı ZZZZZZZZZZ’da yaşının büyük olduğunu söylemiştir. Bu konuda da tanık dinleteceğiz Türk Ceza Kanununun hata kurumunu düzenleyen 30. maddesi şu şekildedir; Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır. Birinci fıkrada suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur. Cinsel istismar suçunda maddi unsurlarda hata hususunda Yargıtay kararları incelendiğinde şayet  kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail 5237 sayılı TCK’nun 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan mağdurun yaşına ilişkin bu hatasından yaralanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve bu suçun taksirle işlenmesi hali kanunda cezalandırılmadığından 5271 sayılı CMK’nun 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatına karar verilmesi gerekecektir.” Demek suretiyle suçun maddi unsurlarından olan mağdurun yaşına dikkat edilmesi gerektiğini failin bu hatasından yararlanacağını yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağını belirtmiştir. Yargıtay kararlarında da failin suçun unsurlarında hataya düşmesi neticesinde hatasından yararlanacağı ve kasten hareket etmiş sayılamayacağı hükme bağlanmıştır. ( Yargıtay Esas No:2013/743 KararNo:2014/8 sayılı. ) Açık kanun maddesi ve yerleşik yargı içtihatları gereği müvekkilin kolluktaki ifadeleri nazara alındığında suçun konusunda hataya düştüğü aşikardır. Bu bakımdan kasten hareket ettiğine kanaat getirilmesi olanaksızdır. 

Sayın mahkemenizce Mağdurun yaşının saptanması için gerekli araştırmanın yapılmasını talep etmekteyiz, gerekli inceleme, kemik ölçümü vb. araştırmalar sonucunda mağdurun gerçek yaşı ortaya çıkacaktır. Mağdurun nüfusta yaşının küçük yazılması söz konusudur. Mağdur fiziki görünümü, giydiği elbise ve makyajı ile 15 yaşından çok daha büyük göstermektedir.  Hatanın tespiti için mağdurun suç tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, içinde bulundukları sosyal ve kültürel durumları da dikkate alınarak sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalıdır. Nitekim yerleşik Yargıtay kararları da bu yöndedir. 

  1. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Eylemi Açısından İse ; Mağdur ZZZZZZZZ soruşturma aşamasındaki ifadesinde ‘ evden kaçma fikrinin hem kendisinden hem xxxxx’tan çıktığını kaçma sebebinin ne xxxx’ın ısrar etmesi nede aile baskısının olması kendisinin isteyerek kaçtığını …… xxxxx’ın kendisine bizim köye gidelim dediğini kendisinin de kabul ettiğini kendisinin bu köye kendi isteği ile gittiğini kimsenin kendisini zorlamadığını’ belirtmiştir. Yine bu konuda mağdurun arkadaşları tanıktır. Bu konuda da tanık dinleteceğiz. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Bu suçun işlenmesi için seçimlik hareketlerden birinin hukuka aykırı bir şekilde ifası gerekmektedir. Sanığın işlediği fiilde mağdurun rızası varsa bir hukuka uygunluk nedeninin olduğu kabul edilmelidir. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu düzenleyen TCK’nun 109. Maddesinde mağdurun rıza açıklama ehliyeti noktasında bir sınırlama getirilmemiştir. Bu halde yaşı küçük mağdurun rızasının ceza sorumluluğunu ortadan kaldıracağı kanaatini taşımaktayız. Yargıtay içtihatlarında da bu durum hükme bağlanmıştır. YCGK K:2017/81 sayılı ilamında ‘ yaşı küçük mağdurun rızasına değer verilebilmesi için eylemin cebir tehdit veya hile olmaksızın gerçekleştirilmiş olması gerekir.’ denmektedir. İfadelerden de anlaşılacağı üzere mağdur kendi isteğiyle hareket etmiştir herhangi bir cebir tehdit veya hile söz konusu değildir. Bu bakımdan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmadığı açıkça anlaşılmaktadır.

DELİLLER: Tanıklar, Doktor muayene ve raporları, Sanık ve Mağdur ifadeleri ve sair her türlü delil.

NETİCE ve TALEP: 

Yukarıda izaha çalıştığımız ve sayın mahkemenizce resen gözetilecek diğer nedenlerle, Müvekkil XXXXXXXXX’nın yaşı, eğitim durumu, sabit ikamet sahibi oluşu, Kaçma şüphesinin olmayışı, delillerin toplanmış olması ve mağdurlar üzerinde baskı kurma olasılığı bulunmadığından öncelikle; TAHLİYESİNE karar verilerek yargılama süresince tutuksuz yargılanmasına, tamamen Evlenmek amacıyla söylenmiş Mağdur ve Sanık ifadelerinden başkaca da bir delil bulunmayan kanuni unsurları itibariyle de oluşmayan söz konusu isnat edilen suçlardan BERAAT kararı verilmesini, vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim………….2017

Sanık Müdafii

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir