Kategoriler
İstinaf Dilekçesi

Hukuk İstinaf Dilekçesi

Asliye Hukuk İstinaf Dilekçesi Örneği

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ’NE

Sunulmak Üzere

2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

İSTİNAF TALEBİNDE

BULUNAN DAVACI : X

VEKİLİ : X

DAVALI : X

VEKİLİ : X

İSTİNAF

KONUSU KARAR :

X 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17.01.2021 gün, X Esas ve XX Karar sayılı ilamının incelenerek kaldırılmasına ve davamızın kabulüne karar verilmesi isteminden ibarettir.

KARARIN TEBLİĞ TARİHİ : 28.02.2021

İSTİNAFA KONU

KARARIN ÖZETİ :

BAŞVURU

SEBEPLERİ VE GEREKÇESİ :

HUKUKİ NEDENLER : ve diğer ilgili Mevzuat

TALEP SONUCU :

Yukarıda belirtilen sebeplerle ve HMK m. 355 hükmü gereğince re’sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak X 2 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17.01.2021 gün ve 2XXX Esas XXXX Karar sayılı kararının kaldırılmasına, ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine gönderilmesine vekalet ücreti ve

masrafların karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini vekaleten saygıyla arz ve talep ederim. 13.03.2021

İstinaf Yoluna Başvuran

Davacı Vekili

Av. L*** Ş***

İlginizi çekebilir; Ceza İstinaf Dilekçe Örneği

Asliye Hukuk İstinaf Başvuru Dilekçesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

İLGİLİ HUKUK DAİRESİNE SUNULMAK ÜZERE

YAHYALI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

 

DOSYA NO :

İSTİNAF TALEBİNDE

BULUNAN DAVACI

VEKİLİ :

DAVALI :

VEKİLİ :

ADRES :

KONU : Yukarıda esas karar numarasını belirtmiş olduğumuz yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

Yerel mahkemece “içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının sahibi aleyhine delil olacağı ve bilirkişi raporlarına göre davalının davacıya borcu bulunmadığının ispatlanmış olduğu” şeklinde hukuki dayanaktan yoksun gerekçe ile usul ve yasaya aykırı olarak eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmiştir.

Aşağıda detaylıca izah edeceğimiz sebep ve gerekçelerle hukuka aykırı olan yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak davamızın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;

1-) Müvekkil şirket maden üretimi ve satışı konusunda faaliyet göstermekte, davalı şirket ise müvekkilimiz ve diğer tedarikçiler tarafından üretilmiş olan maden cevherini satın alarak yurt dışına ihraç etmektedir. Müvekkilimiz ticari faaliyetleri kapsamında davalı şirkete 06.12.2012 tarihinde toplamda 490.946,43TL bedel ile 995,350 kg konsantre krom madeni cevheri satmış ve eksiksiz olarak teslim etmiştir. Yapılan satışa ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından keşide edilmiş olan ve aynı zamanda Yahyalı İcra Müdürlüğü’nün 2013/508E. Sayılı takip dosyasına dayanak teşkil eden 06.12.2012 tarih ve 535 sıra numaralı fatura davalı şirkete teslim edilmiştir. Davalı şirket işbu faturaya yasal süresinde itiraz etmediği gibi ticari defter ve kayıtlarına da işlemiş bulunmaktadır. Müvekkil şirket davalı ile arasında sözlü olarak akdedilen sözleşme uyarınca sözleşme konusu maden cevherini tam, eksiksiz ve zamanında

 

teslim etmiş olmasına rağmen, davalı şirket bunun karşılığında ödemesi gereken tutarı eksik ödemiş, 40.000,00TL lik bakiye borcunu müvekkil şirketin sözlü ve yazılı uyarılarına rağmen ödememiş, sonucunda da müvekkil şirket tarafından davalı şirket hakkında takip başlatma zorunluluğu hasıl olmuştur. Davalı şirket, başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz etmiş ve neticede takip durmuştur. Davalı tarafından usul ve yasaya aykırı olarak mesnetsiz şekilde yapılan itirazın iptaline karar verilmesi gerekmekte olup, yerel mahkemece verilen davanın reddi kararının kaldırılması gerekmektedir.

2-) Yerel mahkemece müvekkilin ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, 13.10.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre müvekkil şirketin cari hesap hareketleri dökümünde davalıdan 38.185,66TL alacağı olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirket ile davacı müvekkil arasında akdedilen sözleşme neticesinde ortaya çıkan alacak bilirkişi raporunda da sabittir. Buna göre müvekkil şirketin hak kaybının önlenmesi için bilirkişi raporunda sabit olan bakiye bedelin müvekkil şirkete ödenmesi gerekmektedir.

Davacı müvekkilin ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesinin ardından yerel mahkemece davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi amacıyla dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilmiş ancak davalı tarafın defter ve kayıtlarını bilirkişiye sunmadığı görülmüştür. Davalı taraf borçlu olduğunu bilmekte, müvekkilimizin kendi defter ve kayıtlarını sunmasına rağmen davalı taraf defterlerini bilirkişiye sunmamakta hatta mahkemece ikinci kez süre verildiği halde bu sefer hakimin reddi talebi ile defter ve kayıtları ibraz yükümlülüğünden kurtulmaya çalışmaktadır. Davalı şirketin kötü niyetli olarak defter ve kayıtlarını bilirkişiye sunmadığı hususu o kadar açık ve net olarak ortadadır ki, yerel mahkemece sırf bu nedenle gerekçeli kararda izah edildiği üzere davalı vekiline vekalet ücreti takdir edilmemiştir.

3-) Davalı taraf yargılama süresince çelişkili beyanlarda bulunmuş, önce müvekkile borçlarının olmadığını, müvekkilden maden satın almadıklarını beyan etmiş, ardından da müvekkil ile aralarında belirtilen şekilde maden alım satım ilişkisinin olduğunu ancak davalının satın almış olduğu maden cevherinin tarafların iradesine aykırı olarak teslim edildiğini, bu nedenle de ödeme yapmadıklarını beyan etmişlerdir. Görüleceği üzere davalı şirket, müvekkilden maden cevheri satın aldığını ve karşılığında ödemeyi yapmadığını ikrar etmiş, daha sonra hiçbir ticari ilişkilerinin olmadığı yönünde çelişkili beyanlarda bulunmuşlardır. Hem davalı şirketin ikrarı, hem yargılama boyunca çelişkili beyanlarda bulunması hem de ticari defter ve kayıtlarını bilirkişiye ısrarla teslim etmemesi aslında müvekkilimize borcunun olduğunu ancak bunu gizlemeye çalıştığını açıkça göstermektedir.

Yerel mahkemece dosya davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi amacı ile bir kez daha talimat yolu ile bilirkişiye tevdi edilmiş, yapılan inceleme sonucunda 26.09.2017 tarihli bilirkişi raporu düzenlenmiştir. BİLİRKİŞİ RAPORUNUN 2. SAYFASINDAKİ TABLODA DETAYLARINA YER VERİLDİĞİ ÜZERE DAVACI MÜVEKKİL ŞİRKETİN, DAVALI ŞİRKETTEN 02.09.2013 TAKİP TARİHİ İTİBARI İLE 25.284,49TL ALACAKLI OLDUĞU, dava dilekçemizde ve diğer tüm

 

dilekçelerimizde ısrarla belirttiğimiz üzere davaya konu maden cevheri satışı nedeni ile davalıya teslim edilen faturanın davalının ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olduğu tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporu incelendiğinde davacı müvekkilin davalı şirketten alacaklı olduğu açıkça ortadadır. Ancak yerel mahkemece tüm bu bilirkişi raporları ile davalının ikrarı göz ardı edilerek davacı müvekkilin davalıdan alacağı olmadığının kanıtlanmış olduğu şeklinde tamamen hatalı değerlendirme ve gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki beyanlar ve bilirkişi raporları ile yerel mahkemece verilen karar tamamen birbirine aykırı olup kaldırılması gerekmektedir.

Hülasa, yukarıda detaylı olarak izah etmeye çalıştığımız nedenler, bilirkişi raporları, davalı şirketin ikrar niteliğindeki beyanları ile çelişkili beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yerel mahkemece hukuka aykırı, soyut, gerekçesiz ve mesnetsiz kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.

NETİCE VE TALEP :

Yukarıda detaylı olarak arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenler ile yüce başkanlığınızca göz önünde bulundurulacak sair hususlar birlikte değerlendirilerek, yerel mahkemenin 2014/375E., 2018/80K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne ve davalı tarafın itirazının iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini saygılarımızla bilvekale arz ve talep ederiz.22/05/2021

Davacı vekili

Av. E*** A***

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir