Kategoriler
Tasarrufun İptali Dava Dilekçesi

Tasarrufun İptali Dava Dilekçesi Örneği

Tasarrufun İptali Dava Dilekçesi

MERSİN NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE

İHTİYATİ HACİZ TALEPLİDİR.

DAVACI:

VEKİLLERİ:

DAVALILAR:

KONU: Müvekkil bankadan mal kaçırmak amacıyla davalıların kendi aralarında danışıklı olarak yapmış oldukları İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü …. E. sayılı takibin ve bu takipten borçlu/davalı…in maaşı üzerine konulan 1.sıra haciz işlemine ilişkin tasarrufların TBK 19. maddesi ile İİK 277. ve devamı maddeleri gereğince İPTALİ ile müvekkil banka alacağı nedeniyle dava konusu takip ve maaş haczi üzerinde cebri icra yapabilme yetkisi verilmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR:

Davalılardan Selgin Eker ile müvekkil banka arasında kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Konu davalı kullanmış olduğu krediden doğan taksit ödemelerini gerçekleştirmediği için kendisine ihtarname çekilmiş buna binaen … … İcra Müdürlüğü …. E. sayılı dosyasıyla icra takibine başlanmıştır. Tarafımızın alacaklı olduğu dosyada takibin kesinleşmesinden sonra tahsile ilişkin gerekli icra işlemleri yapılmıştır.

Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre Bankalara borçlu olanlar açısından borcun doğum tarihi kredi sözleşmesinin düzenlendiği tarihtir. (Yargıtay 17. HD E. 2008/3224 K. 2009/10 T. 9.2.2009 ve Yargıtay 15. HD E. 2003/6742 K. 2004/688 T. 12.2.2004 İlamı)

Yapılan sorgulamalar sonucu konu davalının SAMPA OTOMOTİV SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ’nde SGK’lı çalışan olduğu tespit edilmiştir. Buna müteakip ilgili işyerine maaş haciz müzekkeresi gönderilmiş, maaş haciz müzekkeresine cevap olarak ilk sıradaki dosyanın Mersin …. İcra Müdürlüğü ….. E. sayılı dosyası olduğu ve konu dosyaya kesintinin devam ettiği tarafımıza bildirilmiştir. Ancak davalıların taraf olduğu işbu takip dosyasının muvazaalı olduğu kanaatindeyiz. Şöyle ki;

MERSİN …. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ …… E. SAYILI DOSYASI TARAFIMIZCA İNCELENDİĞİNDE DOSYADA MAAŞ HACZİ İŞLEMİNDEN BAŞKA DAVALI/ALACAKLI TARAFINDAN HİÇBİR İŞLEM YAPILMADIĞI GÖRÜLMÜŞTÜR.

Yapılan sorgulamalar sonucunda davalıların bankanın alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla kendi aralarında muvazaalı kambiyo senedi tanzim ettiği ve …… .. İcra Müdürlüğü ……… E. sayılı dosyası ile konu bonoyu kambiyo senetleri özgü haciz yoluyla yasal takibe konu ettiği anlaşılmıştır.

……… İcra Müdürlüğü ……… E. sayılı dosyası tarafımızca incelendiğinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe başlandığı görülmüştür. Takibe konu kambiyo senedi bono niteliğinde olup icra dosyasının içerisinde takibe dayanak belgenin bile koyulmadığı görülmüştür. Fiziki olarak dosyadan anlaşıldığı kadarıyla bu tarihten önce davalı ……….. tarafından borçlu ………….’a herhangi bir ödememe protestosu da düzenlenip gönderilmemiştir. Konu alacaklı tarafından vade tarihinden itibaren borcunu tahsil amacıyla herhangi bir yola başvurulmamıştır. …………..ın diğer davalıya borcunun kaynağı yani aralarındaki hukuki ilişkinin niteliğinin anlaşılamaması tarafımızca son derece şüphe uyandırıcı bir durumdur. Ayrıca konu muvazaalı takibin açılış tarihi göz önüne alındığında müvekkil banka tarafından kullandırılan ürünlerinin ödemesinde gecikme olması nedeniyle birden çok riski için ayrı ayrı ihtarname keşide edilmesinden sonra ve davalı/borçlunun tebliğden itibaren belirtilen süre içerisinde ödeme yapmaması akabinde tarafımızca ilamsız icra takibine girişilmesinden hemen önce işlem başlatılmış olması iddiamızı destekler niteliktedir.

Takibe konu alacağa ilişkin dayanak belge dosyada mevcut değildir. Taraflar arasındaki borç doğurucu hukuki işlemin niteliğinin ne olduğu, konu tasarruf işlemini yapmak hususunda mali güce sahip olup olmadıklarına ilişkin Sayın Mahkemenizce araştırma yapılmasını talep ederiz. Zira davalı ……….. aleyhine …… .. İcra Müdürlüğü …………, ……… İcra Müdürlüğü ………… Ve …..n .. İcra Müdürlüğü ……… E. Sayılı dosyaları ile yasal takip başlatıldığı tespit edilmiştir. Davalı alacaklının borçlu olduğu dosyaların tespiti ile celbini talep ederiz.  Konu davalı aleyhine borçlarından dolayı yasal takibe girişilmesine rağmen davalı ………….’dan alacaklı olduğu iddiası hayatın olağan akışına aykırılık teşkil edecektir. Bu bağlamda, takibe konu alacağın davalılar arasındaki hangi ilişkiden doğduğu belli olmadığından davalıların tamamen kötü niyetli olarak müvekkil bankanın alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla muvazaalı işlemlere başvurduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Dava, muvazaaya dayalı iptal istemine ilişkindir. Dava, muvazaaya dayalı iptal istemine ilişkindir. İcra dayanağı bononun her zaman düzenlenmesinin ve istenilen tarihte vade konulmasının mümkün olması karşısında davalılar arasındaki bono tanzimi ve icra takibi işlemlerinin davacıların alacağını etkisiz bırakmaya yönelik ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır.(Yargıtay 4. H.D. 2004/16879 E. 2005/475 K. sayılı ilamı)

Davalı tarafından konu takibe süresinde itiraz edilmemiş ve takip kesinleşmiştir. Buna müteakip diğer davalı/alacaklı tarafından 16.08.2019 tarihinde ilgili işyerine maaş haciz müzekkeresi gönderilmesi talep edilmiştir.  Maaş haciz müzekkeresinin tebliğ edilmiştir. Bu tarihten sonra davalı/alacaklı tarafından başkaca hiçbir işlem yapılmamıştır. Davacı tarafından konu dosya da borçlunun SGK sorgusu yapılmaksızın doğrudan işveren unvanı, adresi ve telefon numarası yazılmak suretiyle maaş haczi müzekkeresi gönderilmesi talebi dahi davalıların danışıklı olarak hareket ettiğini göstermektedir.

FİZİKİ DOSYADAN ANLAŞILDIĞI ÜZERE DOSYADA SORGU TALEBİ VE SORGU SONUCU BULUNMAMAKTADIR. TAKİP ÇIKIŞ MİKTARININ ……… TL OLDUĞU GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULDUĞUNDA BANKALARA 89/1 1. HACİZ İHBARNAMESİ GÖNDERİLMEDEN SADECE MAAŞ KESİNTİSİYLE DOSYANIN TAHSİLİNİ DÜŞÜNMEK HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR. MAAŞ HACİZ MÜZEKKERESİ GÖNDERİLMESİNDE SONRA DOSYADA DAVALI MEHMET EROL TARAFINDAN BAŞKACA İŞLEM YAPILMAMIŞTIR.

UYAP Entegrasyon Sorgulama Sistemi tarafından borçlunun TAKBİS, araç ve SGK bilgileri dahi sorgulanmamıştır. Alacaklı borcun tahsiline ilişkin konu dosyaya herhangi bir talepte bulunmamıştır. Bu hususlar hayatın olağan akışına uygun değildir.

Konu dosyada takip çıkışı göz önüne alındığında …000,00 TL olan bir alacağın davalı/borçlunun maaşından gelecek ¼  oranındaki kesintiyle tahsili mümkün değildir. İcra takiplerinde esas olan kural alacaklının alacağına bir an önce kavuşmasıdır. Davalı/alacaklı alacağına kavuşmak için  davalı/borçlunun üçüncü şahıslarda bulunan alacakları için haciz ihbarnamesi (İİK 89) göndermemiştir. Davalı/alacaklı 2004 Sayılı İcra İflas Kanunun meri hükümlerinin kendisine verdiği hakları kullanmamıştır. Zaten davalılar arasındaki asıl amaç muvazaalı olarak başlattıkları takip ile davalı/borçlu…………..’ın maaşından yapılacak ¼ oranındaki kesintinin ve iş akdinin sona ermesi halinde alacağı işçilik alacaklarının müvekkil banka lehine başlatılan icra dosyasına yatırılmamasıdır.

DAVALI ………..’UN KESİNLEŞEN TAKİPTEN SONRA İCRA VE İFLAS KANUNUN TANIDIĞI TÜM YASA YOLLARINA BAŞVURMADAN SADECE AYLIK MAAŞ KESİNTİLERİYLE ALACAĞINI TAHSİL ETMEYE ÇALIŞMASI GENEL YAŞAM DENEYİMLERİNE VE HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR.

İptâl davalarında, borçlu ile işlemde bulunan davalı -üçüncü kişilerin, ‘dava konusu taşınırları/taşınmazları satın alabilecek mali güce sahip olup olmadıklarının mahkemece araştırılması gerekeceğini (Yargıtay 15. HD. 23.01.2007 T. 6400 /235; 17. HD. 28.01.2008 T. 5538 /339 sayılı ilamları )

Davalı üçüncü kişi, dava konusu taşınmazı babasından kalan mirastan elde ettiği para ile satın aldığını savunarak mirasçılar arasında yapılan miras devir senedi başlıklı bir belge ibraz etmişse de, mahkemece davalı tarafından sunulan miras devir senedinde yazılı taşınmazların tapu kayıtlarının getirtilerek taşınmazların kime ait oldukları, kimden kime kaldıkları, satılıp satılmadıkları, davalıya bu taşınmazlardan dolayı kalan para olup olmadığı, ayrıca miras kalmış ise hangi tarihte kaldığının saptanması, yine davalının tasarruf tarihindeki ekonomik durumunun ayrıntılı olarak araştırılması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceğini, bu araştırmalar yapılmadan ‘muvazaanın kanıtlanamaması’ nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olacağını (Yargıtay 17. HD. 29.11.2912 T. 12777 /13299 sayılı ilamı )

DAVALI-ALACAKLI HASAN KATAR’İN NAKDEN BONOYA KONU …000,00 TL MİKTARINDA NAKDİ PARAYI ELDEN VERDİĞİ SAVUNMASI DA HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRILIK TEŞKİL EDECEKTİR.

Davalılar birbirlerini TANIMAKTADIR. Taraflar bu muvazaalı davranışa tamamen ………….’ın  kredi sözleşmesine bağlı olarak kullandığı kredi taksitlerini ödememesi sonucu icra takibine başlanacağından haberdar olmaları üzerine başvurmuşlardır. …… .. İcra Müdürlüğü ………. E., Mersin .. İcra Müdürlüğü ……..E. ve ……… İcra Müdürlüğü ……. E.  sayılı dosyalarımızda tahsile yönelik olarak yapılacak icrai işlemlerin sekteye uğraması amaçlanmıştır. Taraflar arasındaki muvazaalı icra takibi amacına ulaşmış olup aslında davalı-borçlu ………….’ın maaşından ve iş akdinin sona ermesi halinde işveren tarafından ödenecek işçilik alacaklarında maddi anlamda kesinti yapılmamış olmaktadır. Bu husus davalı ……….. vekilinin ……… İcra  Müdürlüğünün …………..ayılı dosyasına 04.11.2020 tarihli talebi ile maaş haciz kesintilerinin  alacaklı/davalı asilin hesap  numarasına yatırılması talebinden de anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı/alacaklının iyi niyet iddiasında bulunmasının kabulü mümkün değildir.

Olayların akışından, üçüncü kişinin borçlunun varlığını eksiltmek amacı ile işlemde bulunduğunu bildiği ya da bilmesinin gerektiği durumlarda, iyiniyet iddiasında bulunamayacağına ilişkin  (Yargıtay 12. HD. 12.2.1981 T. 7089/918 sayılı ilamı)

Davalı/ borçlunun sergilemiş olduğu tutum bankanın alacağına ulaşmasını engelleme gayesiyledir. Malumunuz üzere TMK 2. Maddesi ‘Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.’ delaletiyle bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Bu bağlamda HMK madde 203 kapsamında, muvazaa iddiasının işleme karşı üçüncü kişi konumunda bulunan müvekkil banka tarafından her türlü delil ile ispatlanabileceği belirtmek isteriz. Ancak malumunuz üzere GENEL YAŞAM DENEYİMLERİNE VE YAŞAMIN OLAĞAN AKIŞINA DAYANAN KİŞİ, ARTIK İDDİASINI İSPATLA YÜKÜMLÜ DEĞİLDİR.

Görünürdeki işlemin  geçerliliği ve ispatı bir şekilde bağlı bulunsa bile, üçüncü kişiler muvazaa iddiasını tanık dâhil her türlü delille ispat edilebilir. Esasen, üçüncü kişiye tarafı olmadığı bir sözleşmedeki muvazaa olgusunun yazılı delil ile kanıtlama yükümü getirilmesine hukuken olanakta yoktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2002/6-618 E. 2002/659 K. sayılı ilamı )

Öncelikle Sayın Mahkemenizden;

  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2013/7947 K. 2014/15062 sayılı kararında belirtildiği üzere davalıların aralarındaki ticari ilişkiyi ortaya koyan belgelerin celbine karar verilmesini talep ediyoruz.
  • Kabul anlamına gelmemek kaydı ile eğer senet borç-alacak ilişkisinden kaynaklanıyorsa davalı borçlunun bu kadar yüksek bir tutarı borç olarak aldıktan sonra ne yapmıştır? Borçlunun bu paraları nerelerde kullandığını gösterir belgelerin dosyaya celbine karar verilmesini talep ediyoruz.
  • Davalı-alacaklının sosyal ve ekonomik durumu ile ne iş yaptığının emniyet vasıtası ile araştırılmasını talep ediyoruz. Keza bu yolla yapılacak araştırma sonucunda kişinin bu miktarda bir borç para vermeye uygun olup olmadığı da tespit edilmiş olacaktır. Hukuk Genel Kurulu, E. 2002/13-177, K. 2002/206, T.20.03.2002 tarihli kararında “….Ne var ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğunu öngören bu kural da mutlak değildir. HUMK.nun 293. maddesinin 3. ve 5. fıkralarında sayılan hallerde, senede karşı tanık dinlenebileceği gibi, Yargıtay uygulamasına göre, örneğin borcun kumardan kaynaklandığı ya da ahlak ve adaba aykırı bir amacın tahakkuku için verildiği yolundaki savunma da tanıkla kanıtlanabilir. Kaldı ki, somut olayda, davacının belgede belirtilen miktarda parayı borç olarak verecek mali gücünün bulunmadığı, davalıların miras bırakanının da bu miktarda borç almasını gerektirecek herhangi bir durumunun mevcut olmadığı da savunulmuş ve buna ilişkin deliller toplanmıştır. İşçi emeklisi eşi olduğu dosya kapsamından anlaşılan davacının, herhangi bir işinin, gelirinin ve malvarlığının bulunduğu kanıtlanamamıştır. Davalıların miras bırakanının ise, 1982 yılından itibaren oto tamirhanesi işlettiği, gayrimenkullerinin ve özel otomobilinin bulunduğu, kira geliri elde ettiği, buna ilişkin resmi yazı cevaplarıyla sabittir. Bu durumda, davacının davalıların miras bırakanına 1.08.1997 tarihinde 10 milyar TL. borç para vermesi hayatın olağan akışına da uygun düşmemektedir.” ifadeleri ile davalı alacaklının sosyal ve ekonomik durumunun davaya konu tutarda borç vermeye müsait olmamasını muvazaanın ispatı için yeterli görmüştür.
  • Davalı-alacaklı adına tapu ve araç kaydı (pasif kayıtlar dahil) olup olmadığı ile adına banka hesabı olup olmadığı, eğer varsa takibe dayanak bononun düzenlenme tarihinden 10 gün öncesinden bu güne kadarki hesap hareketlerinin celbi için tüm bankaların genel müdürlüklerine müzekkere yazılmasını talep etmekteyiz. Keza hayatın olağan akışı içinde bu kadar yüksek bir tutarı bir kimsenin yastık altında tutması beklenemez. Eğer gerçekten bir borç para verme işlemi varsa ya bankalardan para çekilmesi veya bir araç ya da gayrimenkulün satılmış olması beklenir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 280. maddesi ‘‘Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.’’ hükmünü ihtiva etmektedir. Hükümden de anlaşılacağı üzere davalıların kendi aralarında yapmış oldukları muvazaalı işlem İİK 277-283. Maddesi kapsamında iptale tabi işlemlerdendir. Borçlu içinde bulunduğu durum ve alacaklılarına zarar verme kastı davalı alacaklı tarafından bilinmekte olup borçlu ile birlikte hareket etmiştir. Bu nedenle yapılan icra takip işlemi muvazaalı işlem olup tarafların gerçek iradesine uygun bulunmadığından iptaline talep etmek hâsıl olmuştur.

İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZ

……… İcra Müdürlüğünün ……….E. sayılı dosyasına davalı-borçlu adına gelen ve gelecek olan paraların üzerine ileride telafisi imkansız zararlara ve müvekkil bankanın mağduriyetine yol açmamak için İİK 281. Maddesi ‘‘ Hakim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunur.’’ hükmü uyarınca İHTİYATİ HACİZ kararı verilmesini, müvekkil bankanın bir güven kuruluşu banka olduğu dikkate alınarak ihtiyati haciz kararının teminat aranmaksızın verilmesini, teminatsız tedbir verilmesi uygun görülmez ise Sayın Mahkemenin uygun göreceği bir teminat mukabilinde talep etmek zarureti hâsıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER         : İİK, TBK, HMK  ve ilgili mevzuat

HUKUKİ DELİLLER             : Yeni delil ve karşı yan delillerine karşı delil bildirme hakkımız saklı kalmak kaydıyla;               .

……… İcra Müdürlüğünün ……… E. sayılı dosyası (celbi taleplidir.)

……… İcra Müdürlüğü ………….E. sayılı dosyası (celbi taleplidir.)

……… İcra Müdürlüğü ……..E. sayılı dosyası (celbi taleplidir.)

……… İcra Müdürlüğü ……….  sayılı dosyası (celbi taleplidir.)

Banka Kayıtları,

Uyap Bilişim Sistemi İcra Dosyası Sorgulama Sonuçları

Kredi Sözleşmesi, İhtarname(……………………….. celbi taleplidir.)

Davalılar hakkında mali durum araştırması,

Yemin ve sair her türlü delil.

NETİCE VE TALEP              : Yukarıda arz edilen ve Sayın Mahkemenizce re’sen gözetilecek hususlar doğrultusunda;

İİK. 281/2 maddesi uyarınca davaya konu ……… İcra Müdürlüğünün ……… E. sayılı dosyasına borçlu adına gelmiş ve gelecek paralar üzerine, ……… İcra Müdürlüğü ………. E., ……… İcra Müdürlüğü ……. E. Ve …… .. İcra Müdürlüğü ……..E.  sayılı icra takiplerine konu alacaklarımız yönünden İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA,

Muvazaalı olan ……… İcra Müdürlüğünün ……… E. sayılı dosyasının borçlu-davalı …………. ’in maaşı üzerine konulan 1. Sıra haciz işlemine ilişkin tasarrufların ve davalıların danışıklı olarak yaptığı tasarrufların İİK. 277. ve devamı maddeleri ile TBK 19. maddesi gereğince İPTALİNE;

……… İcra Müdürlüğü ………. E., ……… İcra Müdürlüğü ………. Ve ………..cra Müdürlüğü ……..E.  Sayılı dosyalarıyla icra takibine konu toplam 105.139,28 TL (ferileriyle birlikte) müvekkil banka alacağı nedeniyle dava konusu takip ve maaş haczi üzerinde cebri icra yapabilme yetkisi verilmesine;

Yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını vekâleten saygılarımla arz ve talep ederim.

DAVACI VEKİLLERİ

Av. Ş*** D***

Av. Ç*** D***

Bu dilekçeyi Word formatında indirebilirsiniz;

İndir > tasarrufun iptali dava dilekcesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir