Kategoriler
İtiraz Dilekçesi

Uzaklaştırma Kararına İtiraz Dilekçesi

Uzaklaştırma Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği

ANKARA BATI …. AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA NO : …/10

DAVACI : F… D… (TCKN: 4…)

Adres: G… Mh. E… Sk. No: …/8

…/ANKARA

VEKİLİ : Av. M… D… (Ankara Barosu – 3…)

Adres: M…, M… Cd. No: …/14

…/ANKARA

DAVALI : Y… B… Ç… (TCKN: 3…)

Adres: M… Mh. …. Cd. No: … İç Kapı No: …

…/ANKARA

VEKİLİ : Av. H… Ö…

Adres: A… Mh. M… Sk. No: …/5, S…/ANKARA

KONU : Sayın mahkemece 01/02/2020 tarihli ara kararı ile verilen uzaklaştırma kararına karşı itirazlarımızı ve kaldırılması talebimizi içerir

AÇIKLAMALAR

Sayın Mahkemenin 01/02/2021 tarihli ara kararı ile davalının hiçbir delil ileri sürmeksizin sadece iddiadan ibaret beyanlarına istinaden, davalı kadın lehine önceden Ankara Batı 1. Aile Mahkemesi’nce verilen koruma kararı 3 ay daha uzatılmıştır (6284 S.K. m.5/1, a-c-d-e-f).

Uzaklaştırma kararına konu olan olayda davalı taraf, verdiği ifadede müvekkilin kendisine hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, bu hakaret ve tehditleri müşterek çocuk A…’nın kullandığı telefondan yaptığını ifade etmiştir. Davalı taraf, tedbir kararına konu olayda müşterek çocuğun elinden telefonu alarak konuşmaya müdahale ettiğini emniyette verdiği ifadede söylemiştir. İfadesinde iddia ettiği üzere telefonu eline almış, kendisine yapılan hakaret sonucu müvekkile ‘sen ne diyorsun’ şeklinde mutedil bir karşılık verdiğini söylemiştir.

Davalı taraf, tartışmanın yaşandığı tarihte (….12.20…) müvekkilin, çocuklarının geleceği ve kötüye giden sağlık durumları nedenleriyle velayetin değiştirilmesi davası açma hazırlığında olduğunu bilmektedir. Bu sebeple davalı yan, müvekkili kötü göstermek ve adil yargılanmayı etkilemek çabasındadır. Müvekkil, oğlu ile telefonda kişisel ilişki kurduğu esnada, her seferinde telefonun hoparlörü açık vaziyette ve o esnada ortamda bulunanlarca dinlenmektedir. Davalı, şikayet beyanında da telefonu oğlunun elinden, müvekkilin sözleri üzerine aldığını yani anlaşılan o ki hoparlör açık şekilde kişisel ilişki kurulmasına izin verdiğini itiraf etmektedir. Kaldı ki müvekkil hiçbir zaman çocukları ile küfürlü konuşmamıştır, çocuklarını çok önemsemekle birlikte gelecekleri için endişe duymasından ötürü halihazırdaki velayetin değiştirilmesi davasını açmıştır.

Çocukları ile telefonda konuşurken hoparlörün her seferinde açık olması, çocukları ile 6-7 ay görüştürülmemiş olması vs. nedenler gücüne gitmiş, davalı taraf konuşmayı bölüp telefonu alınca da telefonda bir sözlü tartışma yaşanmıştır. Bu esnada karşılıklı hakaretler olmuşsa da kesinlikle davalı tarafın iddia ettiği üzere bir tehdit, ‘senin evine geliyorum’ şeklinde bir beyan olmamıştır. Buna dair delil de sunmaktayız (EK-1). Bu ekten de anlaşılacağı üzere uzaklaştırma kararına konu sözlü tartışma 19:46’da olmuştur. Oğlunun bu tartışmaya şahit olmaması ve olayın büyümemesi için müvekkil telefonu kapatmıştır. Ancak davalı taraf; 19:47, 19:48, 19:49’da defaatle aramış ve müvekkil bu aramalardan ikisini reddetmiş, birini de davalı tarafın tekrar eden hakaretlerinden ötürü hemen kapatmıştır. Burdan anlaşılacağı üzere hakarette ısrar ederek defaatle arayan davalı taraftır. Hayatın olağan akışında makul bir kişi, kendisini tehdit eden ve çekindiğini belirttiği birini defaatle aramaz. Somut olayın bu şekilde cereyan etmiş olması davalı tarafın beyanlarının çelişkili ve yanlış olduğunu göstermektedir.

Kaldı ki davalı taraf telefonu müşterek çocuk A…’nın elinden alarak ‘sen ne diyorsun’ gibi mutedil bir konuşma yapmamış, müvekkile hakaret etmiştir. Müvekkilin oğluna;

kendisini haftaya alabileceğini, şu anda müsait olmadığını, annesi ile de konuşacakları olduğunu beyan etmesi üzerine sinirlenip telefonu alan ve ilk önce hakaret eden davalı taraftır. 2016’da boşanmalarından bu yana müvekkil ile davalı yan hiçbir şekilde yüz yüze gelip iki laf etmemiş, yüz yüze sözlü tartışma dahi olmamıştır. Müvekkil, davalı tarafla boşanmalarından bu yana geçen 4 yılda, karşı tarafla çok önemli bir durum olmadıkça telefonla dahi görüşmemiştir ve görüşmemektedir. Boşanmalarından sonra davalı tarafla bütün ilişkileri bittiğinden karşı tarafı tehdit etmesi için hiçbir sebep de yoktur. Müvekkilin tek derdi çocuklarının geleceğidir.

İstanbul Sözleşmesi’ne istinaden düzenlenen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun ‘’koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmayacağı ve önleyici tedbir kararının geciktirilmeksizin verileceği’’ (m.12/1) hükmüne amirdir. Kamuoyunda da İstanbul Sözleşmesi özelinde çokça olumsuz eleştiriye tabi tutulan bu düzenlemelerin mağdur tarafından kötüye kullanılabildiği somut olaydan da anlaşılmaktadır. Davalı tarafın hiçbir delil sunmadan doğruları yansıtmayan ve çelişkili beyanlarına istinaden alınan uzaklaştırma kararının kaldırılması gerekmektedir. Müvekkil şu anda yeniden bir suç isnadı ile karşılaşabileceği endişesi ile çocukları ile dahi görüşememektedir. Müvekkilin savunma hakkının ihlaline neden olan haksız isnatlarla müvekkil hakkında yasal olmayan işlemlerin tesis edilmesine neden olunmuştur. Bu veçhile kişilik haklarının toplum önünde alenen ihlali ile mağdur edilen taraf davacı müvekkildir.

Bahsi geçen sözlü tartışma da davalı tarafın, hoparlör açık şekilde izin verdiği konuşmaya müdahale etmesi, telefonu alması ve müvekkile hakaret etmesi üzerine başlamıştır. Somut olayda hem suçlu hem de yasanın kendisine tanıdığı pozitif ayrımcılığı kullanarak güçlü olan ve bu hakkını kötüye kullanan, davalı taraftır. Emniyette bilgisine başvurulan ve kendisine ezberletilen ifadeleri söyleyen müşterek çocuk A…’nın ifadeleri de evlatlarının müvekkile karşı nasıl doldurulduğunun açık bir göstergesidir.

Müvekkil çocukları ile görüşmeye çalıştığı bir dönemde davalı taraf, müvekkilin ve ailesi aracılığıyla çocuklara ulaşmaması için müvekkilin anne babasının telefonlarına engel koymuştur. Buna dair davalı tarafın, müvekkilin annesine attığı WhatsApp mesajını ekte sunuyoruz (EK-2). Bu yazışmadaki velayet hakkının kötüye kullanımını teşkil eden üslup ve yaklaşımı, sayın mahkemenin takdirine sunuyoruz.

Her ne kadar yasanın lafzında, tedbir kararı verilmesi için ilk etapta delil aranmayacağı ifade edilmiş olsa da isnadın haksız ve bühtan niteliğini haiz olması halinde haksızca verilmiş tedbir kararının kaldırılması gerekmektedir (6284 S.K.-m.34/3).

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda izah edilen ve re’sen dikkate alınacak sair nedenlerle, 1- Davalı kadın lehine koruma kararına yönelik 25/01/2020 tarihli ara karardan dönülmesine,

2- Sayın mahkeme aksi kanaatte ise; velayet hakkını kötüye kullanan ve bu davada haklı çıkmak adına herhangi bir vakıa veya olaya dayanmaksızın uzaklaştırma talebini gündeme getiren davalı kadın hakkında 6284 sayılı yasa gereğince müvekkil lehine koruma kararının tesisine karar verilmesini vekaleten, arz ve talep ederiz. 03/02/2021

Davacı Vekili

Av. M… D…

(e-imzalıdır)

EKLER :

1- Müvekkilin olay tarihi aramalar ekran görüntüsü

2- Davalı tarafın, müvekkilin annesi ile WhatsApp yazışması

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir